Başbakan Davutoğlu Akil İnsanlar Heyetine Seslendi !

  



Davutoğlu'nun konuşmasından satır başları;

"Akil insanların kurulmasında hedeflerimiz belliydi. Sizler yoğun gayret sarfettiniz. Sizler, ortak bir vicdanı harekete geçirmek üzere tereddütsüz adım attınız. Çözüm süreci, bu toprakların en mühim projesidir. Sizlere, bu sürece sunduğunuz kıymetli katkılardan ötürü teşekkür ediyorum. Başbakan olduğum dönemde, hafızamı tazelemek için sizin hazırladığınız bu kıymetli raporların hepsini okudum.
"Yaptığınız hiçbir şey rafa kaldırılmadı"
"Son gelişmeler olmasaydı da, zaten sizinle bir araya gelecektik, bu buluşma kesinlikle konkjonktürel bir buluşma değildir, bunu da vurgulamak istedim. Eğer bugün ben Başbakan olmasaydım, bir akademisyen olarak, sizlerin arasında olurdum. Şunun bilinmesini istiyorum, Akil İnsanlar'ın yaptığı hiçbir şey, hazırladıkları hiçbir rapor, rafa kaldırılmamıştır."
"Sizin hazırladığınız raporlarda belirtilen birçok madde, demokratikleşme paketinde yer aldı. Çözüm süreci, artık Bakanlar Kurulu'nu da bağlayan esas bir umde haline gelmiştir. Çözüm sürecinin tarihi bir gelişme olduğunu bilhassa vurguluyorum."
'Zamana mekana ve adama selam olsun'
"Hatırlarsanız, Kongre konuşmama 'Zamana mekana ve adama selam olsun' diye başlamıştım. Bizim devasa fotoğrafta gördüğümüz şudur, insanlığın en esas evreleri, kadim, modernite, küreselleşme. Küreselleşmenin getirdiği bazı menfi durumlar, bizim yapmak için uğraştığımız bazı şeyleri zarara uğrattı."
"Biz Latin ABD ülkesi değiliz"
Herhangi bir coğrafyayı tahkir etmek için söylemiyorum fakat biz Latin ABD değiliz. Ancak bizde bin seneyi devirmeyen belde yoktur. Dolayısıyla bizde, şehirlerin bir bir mezhebe, bir bir topluma ait olması laf konusu değildir. Modernite kelimeleri içinde, süslü görünse de, devleti sadece bir etnik grubun malı olarak görmesi halinde anlamını yitirir. Bizler şunu keşfetmek zorundayız, tekçi yapılar, nerede olursa olsun üzüntü ve hüzün getiriyor. Sadece Balkanlarda ve bizde değil, Pakistan-Hindistan bölgesinde de bu üzüntü olmuştur."
"Vatandaşlık kimliği tarihdaşlık kimliği ile desteklenmek zorundadır. Kadimle modernitenin en doğru sentezi buradadır. Tek bir modernite için kadimin değerlerini yok ediyorlar, toplumun birikimini yok sayıyorlar. Biz reformcu devrimci ve evrensel bir dille devinim edip başka taraftan da Kadim kültürümüzü destekleyen bir lisan kullanmaya dikkat ettik."
"Bu kapsamda, Irak'ı en fazla bölen aktör nedir diye sorsalar, ben, Musul'u Şii, Basra'yı Sünni, Erbil'i de Kürt şehri olarak tanımlayanlar" derdim. Bakınız bugün, bir Arnavut ile bir Azeri'nin, bir Boşnak'ın aynı apartmanda olduğu bir yer İstanbul'dur."
"Kürtlerin devleti Türkiye'dir"
"Kürtlerin devleti yok, devlet arayışı mevcut diyenlere ben şunu diyorum, Kürtlerin devleti Türkiye Cumhuriyeti'dir."
"Biz daha Arap baharından fazla evvel, barışçıl bir yollarla bunu halletmeye çalıştık. Vizeleri kaldırdık, ortak bir havza kurduk. Bizim vizyonumuz buydu, barışçıl, ekonomik, siyasal çözümler üzerine kurduk. "
Çözüm sürecine üç açıdan dikkat çekmek istiyorum, çözüm süreci millidir, tektipçi bir anlayışla değil, orijinal bir anlayıştır. Bu yol, bu toprakların çocuklarının el ele yürüyeceği bir yoldur."
"Biz hiçbir vakit Kobani'yi hafife almadık, Suriye'deki hiçbir vatandaşın canını, malını diğerinin üstünde tutmadık. Ancak bizim başlattığımız çözüm süreci, Kobani'den evvel de vardı."
"Diyarbakır buluşması, devrimci bir adımdı"
"Diyarbakır'da, IKBY Yönetimi Başkanı Mesut Barzani'nin gelmesi, orada o devre Başbakan olan Sayın Cumhurbaşkanımız ile konuşma yapması 'devrimci bir adımdı."
"Tarih Kobani'ye yaptıklarımızı yazacak"
Yapmamız gereken şu, Türkiye'de çözüm süreci ne kadar kısa sürede başarıya ulaşırsa, etraf ülkeler ve kardeş halklar da o kadar başarıya ulaşacaktır. Çözüm süreci, bir emanettir, tarihi bir projedir. Yeni hükümet görevini aldıktan sonra 1 Eylül'de hükümet programını açıkladığımızda, çözüm sürecine ilişkin nazar açımızı fazla net bir şekilde ortaya koyduk.

Kaynak:Yenişafak İnternet Yayını



Yorum Gönder

Etiketleri :