Üreticilerin gözü Türkiye'nin üzerinde

AA-Hasan Arslan/Mücahid Eker

AA muhabirinin sorularını yanıtlayan Acar, bu yıl otomotiv sektöründeki daralmaya nazaran Doğuş Otomotiv olarak geçen yıla göre büyüme kaydettiklerini, geleneksel olarak yüzde 12-13 civarındaki pazar paylarında bu yıl 2-3 puanlık bir artış elde ettiklerini, yılı yaklaşık yüzde 15 civarında bir pazar payı ile kapatacaklarını kaydetti.

Doğuş Otomotiv’in bu yıl sonu satışlarının adet olarak geçen yıldan yüksek olacağını ama ciroda çok büyük bir fark görülmeyeceğini ifade eden Acar, "Bunun iki temel nedeni var. Birincisi Avro kurlarında büyük bir artış yok. Dolayısıyla fiyatlar genel seviyesiyle yükselmedi. İkincisi, orta ve orta altı halka dönük araç satışının adede katkısı oldu. Onların da ciroya katkısı çok fazla değil. Yani daha fazla adet satıyorsunuz ama daha makul cirolarla satıyorsunuz” diye konuştu.

Acar, geçen yılı 4,8 milyar lira ciro ile kapattıklarını, bu yılı ise 5-5,5 milyar lira arası bir ciroyla kapatmayı öngördüklerini dile getirdi.

"Türkiye’deki kritik başarı faktörü, bütçe disiplinidir"

Türkiye pazarının bütün dünya için önemli bir gündem maddesi olduğuna işaret eden Acar, "Çünkü Avrupa’da her taraf kırıldı, döküldü. Avrupa’nın hemen hemen tamamı ciddi bir ekonomik sıkıntı içinde. Türkiye’nin ise ekonomik performansıyla yıldızı parladı. Onun için bütün üretici firmaların gözü Türkiye’de. Cari açık konusu iyi kötü çözümlendi. Bütçe açıkları konusunda hükümetin tedbirleri yolunda. Dolayısıyla hem bu yıl hem de gelecekte ekonomik açıdan bir tehdit gözükmüyor Türkiye’de” ifadelerini kullandı.

Acar, Türkiye’de ekonomi alanında doğru politikalar izlendiğini, ekonomi yönetiminin tedbirli hareket etmesini doğru bulduğunu anlattı.

"Eski bir Merkez Bankacı olduğum için istikrarın çok önemli olduğunu hep söylüyorum" diyen Acar, Türkiye’deki kritik başarı faktörünün, son 10 yılda iktisadi yönden alınan önlemlerin en temelindeki bütçe disiplini olduğunu kaydetti.

Acar, yine yerinde kararlarla Türkiye’nin cari açığının belli bir noktaya indirildiğini anımsatarak, ”Bu önlemler alınmasaydı, bugün otomobil piyasasında 1 milyon adedin üstüne çıkardık ama iki sene sonra da tekrar 500 bine düşerdik. Dolayısıyla hep 800 bin seviyelerinde seyreden istikrarlı pazar, otomobil sektörü için de tüketici için de daha iyi” dedi.

"Türkiye’nin tüm vergi yükünü bir sektör çekmemeli"

Otomotiv sektörü olarak Özel Tüketim Vergisi (ÖTV) artışlarına sitem etmekte haklı olduklarını ve Türkiye’nin tüm vergi yükünü bir sektörün çekmemesi gerektiğini ifade eden Acar, dolaylı vergiler ile doğrudan vergiler arasındaki dengenin kurulup gelir üzerinden vergilendirme sisteminin Türkiye’de yerleşmesinin daha doğru olacağını söyledi.

Orta Vadeli Programda da bu konu üzerine çalışıldığına değinen Acar, "Ama bu tedbirlerin kısa vadede cari açık açısından değil bütçe açığı açısından alındığını düşünüyorum. Aksi halde devlet bu yılın sonunda daha büyük bir bütçe açığıyla karşı karşıya kalacaktı. Dolayısıyla bundan sonra, alınan bir vergi artış kararını eleştirmenin bir anlamı yok. Bununla yaşayacağız. Ama bu vergilendirme otomobil sektörü açısından hakkaniyete uygun değil" diye konuştu.

Acar, Türkiye’deki vergi oranlarının ülkeye dışarıdan yapılacak yatırım kararlarını çok fazla etkilemediğini, çünkü Türkiye’de yatırım yapan şirketlerin büyük çoğunluğunun aslında ihracata dönük çalıştıklarını ve ihracatta da verginin olmadığını kaydetti.

Bugün Türkiye’de üretilen 1 milyon 200 bin adet otomobilin 300 bininin iç pazara satılıp 900 bininin ihraç edildiğini hatırlatan Acar, ”Yatırım kararını etkileyen vergiler dolaylıdır. O da pazarın büyüklüğünü etkiler. Yani vergiler daha makul düzeyde olsa belki pazar büyüklüğü bugünkünün yüzde 20-25 üzerinde olurdu. Böyle bir pazar da yatırımcı açısından caziptir. Yani 800 binlik bir pazar değil de 1 milyon 200 bin bir pazar olsa daha fazla yatırım gelir” değerlendirmesinde bulundu.

"Avrupa’nın ne zaman düzeleceğine dair bir ışık yok"

Türkiye’de otomobillerin yüzde 60’ının krediyle satıldığına dikkati çeken Acar, Merkez Bankasının faiz koridorunu daraltmasının ardından tüketici ve araç kredilerinde yaşanan yumuşamanın otomobil talebi açısından önemli bir katkı olduğunu belirtti.

Acar, Türkiye’de araç satın alan kitlenin aylık faiz oranından ziyade aylık ödemelerin gelirine göre ödenebilirliğine baktığına dikkati çekerek, "Dolayısıyla kimse aslında çok da fazla faizin kendisiyle ilgilenmiyor. İnsanların işi veya geliri varsa, faiz 9 olmuş 8 olmuş çok fark etmiyor ama işi veya geliri yoksa faizi sıfıra indirsen yine bir şey değişmiyor, çünkü arabayı alacak parası yok. Onun için ekonomide kritik nokta ülkedeki üretim potansiyelinin ve istihdam imkanlarının varlığıdır. İnsanlar gelecek güveni olduğu zaman araç da alıyor ev de alıyor” şeklinde konuştu.

Avrupa’daki krizin çok derin olduğuna da değinen Acar, şunları kaydetti: "Kredi denilen mekanizma gelecekteki refahı öne çekerek işi büyüten bir mekanizma. Özellikle Güney Avrupa’daki ülkeler AB’ye girdikten sonra ciddi kredilerle dünyadan kaynak çekip refah düzeylerini artırdı. Kuzey Avrupa tasarruf etti, refahını erteledi, o refahı güneye transfer etti. Günün birinde o refahı geri ödemesi gerekiyordu bu ülkelerin. Onu ödeyecek kadar gelir artışı yaratamadılar. Dolayısıyla Avrupa’nın bazı ülkeleri duvara tosladı.

Bu nasıl düzelir? Siyasilerin Avrupa’daki insanlara bu refahın kendi ürettikleri bir refah olmadığını anlatması, ’Tasarruf dönemine girdik’ demeleri lazım. Bunu diyemediler. İkinci yöntem, birilerinin bunlara ’Biz sizin arkanızdayız, devam’ deyip para vermesi lazım. Ama böyle bir güç şu anda hiç kimse de yok. Burada daha konsensüs sağlanmış değil. Onun için Avrupa’nın ne zaman düzeleceğine dair bir ışık yok.”



Yorum Gönder

Etiketleri :